Ömür denilen sermayeyi nasıl harcayalım ?

pic-13


Hayat akıp gitmektedir. Herkese gerçek anlamda mutlu bir hayat hep yakında başlayacakmış gibi görünür. Ama önünde bir engel, çözülmesi gereken bir sorun, yarım kalan bir iş, ödenmesi gereken bir borç çıkıverir. Hayatın bunları tamamladıktan sonra başlayacağını sanır. Hâlbuki ömrümüz hep aşmamız gereken engellerle geçecektir. En iyisi bunu kabullenmek ve buna rağmen mutlu olmaya karar vermektir.

Net hayat şimdi ve burada yaşadığımız hayattır. Ne yarım saat öncesine dönebilir, ne de yarım saat sonrası garantidir. Uykunuz dışındaki bütün gününüzün muhasebesini yapın.  Ne kadar geçmişlerdesiniz (suçluluk, pişmanlık duyguları, keşkeler vs.), ne kadar geleceklerde (karamsarlık, gelecekten endişe, umut vs.) ve ne kadar şimdi ve burada yaşıyorsunuz. Gerçek hayatınız şimdi buradaki hayatınızdır. Yapabileceklerinizin en iyisini yapabiliyor musunuz?  Cevap evet ise gelecek zaten garanti olur.

Mutlu insan ile mutsuz insan arasındaki fark çoğu zaman birinin ne kadar sıklıkla ve ne denli mutsuz olduğu değildir. Mutsuzluk dönemini nasıl karşıladığıdır. Mutlu insanlar hayatta kötü durumların kaçınılmaz olduğunu kabullenirler. Paniğe kapılmayıp bu anının da geçeceğini bilirler. Olumsuz duyguların altında ezilip büzülmektense, ılımlı bir TEVEKKÜL gösterirler.

Yapabileceklerinizin en iyisini yapmak koşulu ile beklentilerinizi azaltın, hayatı olduğu gibi kabullenin. Engel ve problemlerin hayatın bir parçası olduğunu düşünün.

Sizi epeydir uğraştıran bir sorununuzu düşünün. Şu ana kadar bu sorunu nasıl ele aldınız? Büyük ihtimalle bununla mücadele ettiniz. Aklınızda defalarca evirip çevirdiniz. Tekrar tekrar tahlil ettiniz ama bir sonuca varamadınız. Büyük ihtimalle aklınız daha çok karıştı ve daha çok strese girdiniz. Şimdi aynı sorunu yeni bir yolla düşünün. Sorunu itmeye çalışıp direnmektense ona sarılmayı deneyin.  “Bu durum bana ne gibi değerli dersler verebilir?  Bana daha dikkatli ve sabırlı olmayı öğretiyor olabilir mi?”

Gerçekten mutluluk tüm sorunlarından arındığın zaman değil, senin sorunlarına bakışını değiştirdiğin zaman gelir. Mesela bu sorunları, hayatı ve insanları tanımak ya da sabrı geliştirmek için fırsat olarak görebilirsin. Çünkü zorluklar ve engeller, olgunlaşmak ve belki de huzura kavuşmak için bir vasıta olabilir.

Sanki birileri kafanıza tabancayı dayamış, emirler buyurur gibi. Hayat acil bir durum değildir. O işten zevk almayı bilin. Şimdi ve buradaları yaşayın. Sorunları, engelleri, zorlukları acil durumlar gibi görmeyin.

Bunlara, size bir şeyler öğretebilecek olan öğretmen gözüyle bakın. Hatalarınızı da öğrenme fırsatı olarak değerlendirin. “Bak yine hata yaptım” diye üzülmeyin. “Gelecek sefere farklı davranırım” deyin.

Unuttuğumuz önemli bir şey, hepimizin kendi görüşünün tek doğru yol olduğuna aynı şiddetle inanmamızdır. Karşıdaki insanın gözlüğü ile de olayları, insanları ve kendinizi değerlendirin. Şunu unutmayın ki, her insanın kendisinin göremeyip başkalarının gördüğü kör noktaları olabilir.

Eşiniz ya da dostunuz size sert bir çıkış yaparsa, bu tek olayın ardında size duyduğu sevgiyi ve tarafınızdan sevilme isteğini görmeye çalışın. En sinir bozucu davranışın ardında bile, anlayış görmek için çırpınan mutsuz bir insan vardır. Bundan böyle ne zaman size tuhaf gelen bir davranışta bulunursa, onun davranışının altındaki masumiyeti görmeye çalışın. Tanıdığınız birisi huysuzluk veya ummadığınız davranışlarda ve sözlerde mi bulunuyor? Belki de ona kollarını açıp kulak verecek birilerine ihtiyacı vardır.

Bazen insanların yaptıkları ve söyledikleri size tuhaf gelebilir. Buna bozulan sen olduğuna göre değişmesi gereken de sensin. Burada şiddeti veya çarpık davranışları hoş gör, içine at demek istemiyorum. Önerim sadece insanların davranışları karşısında daha az rahatsız olmayı öğrenmenizdir. Kalp, beyin, mide, bağırsak, cilt başta olmak üzere vücudumuzun bütün organlarının stresten çok etkilendiğini unutmayın.

Haklı olduğunuz konuda “hayır” demesini bilin. İnsanları kırmadan da yumuşak bir yaklaşımla hayır diyebiliriz. Düşünün bir tanıdığınıza hiç kimse hayır diyemiyor. O hatasını nasıl anlayacak, ona kötülük de yapılmış olunmuyor mu? Haklı olmak şartı ile “HAYIR”da daima “HAYIR” vardır. Belki sonuç istediğiniz gibi olmayabilir. Ama en azından içine atmamanın ve hayır demenin mutluluğunu yaşarsınız.

Sahip olacaklarına değil, sahip olduklarına odaklanırsan senin için iyi olur, çünkü insanın sahip olmak istedikleri şeylerin listesi hep doludur. Dikkatinizi ne istediğinize değil, elinizde ne olduğuna verirseniz zaten istediğiniz şeyin çoğunu elde edersiniz.

Hoşunuza giden bir şey olmakta ise bu anın getirdiği mutluluğun tadını çıkarın. Fakat unutmayın ki o an yerini başka bir ana bırakabilir. Eğer bir ızdırabınız varsa ya da çok mutsuz bir dönem geçiriyorsanız, bunların geçeceğini bilin. Sorunları acil durumlar olarak görmeyin. Canınızı sıkan başınıza gelen olay ve durumları sorun değil SINAV olarak görün.

Bir dakika için gözünüzü yumun ve bu günün hayatınızın son günü olduğunu düşünün. Şimdi de üstesinden geldiğinizi hissettiğiniz, gurur duyduğunuz, sizi mutlu eden şeylerin listesini yapın. Listede arabanız var mı? Televizyon? Teybiniz? Maaşınızı yazdınız mı? HAYIR. Bunların hiçbiri listenizde yok. Listenizde tatmin olunmuş bir hayatın öğeleri var. Arkadaşınızla ve ailenizle olan ilişkileriniz, başkalarına yapmış olduğunuz yardımlar, hayatınızda kutlamış olduğunuz olaylar. İşte bunlar listenizin yapıtaşlarıdır.

Hayatta sorunlar bitmeyecektir. “Efendim sorunlar biterse, çevrem ve ailem bana iyi davranırsa, insanlar bana haksızlık yapmazsa mutlu olurum” düşüncesinden vazgeç. Mutluluğunu çevreye endeksleme. Sorunlar hayatta hiç bitmeyecek. Mutlu insanlar, sorunları olmayan insanlar değildir, sorunlarını aşabilen insanlardır. HAKSIZLIK denilen bir kavram olduğunu unutmayın.

ÖLDÜĞÜNÜZ ZAMAN BİLE YAPILACAK İŞLER LİSTESİNİN VE PROBLEMLERİN DOLU OLACAĞINI UNUTMAYIN!

Kaynak: Dr. Erdoğan ERDİNÇ - Psikiyatri Uzmanı